Kapitalizm Kıskacında Doğa
Kapitalizm Kıskacında Doğa

Dünya Mimarlık Günü etkinlikleri kapsamında Prof. Dr. Beyza Üstün, ”Kapitalizm Kıskacında Doğa” adlı bir konferans verdi.
Hatay Mimarlar Odası’nda düzenlenen etkinlikte konuşan Üstün, 1980 yılından sonra, sanayileşme adı altında, doğaya zarar verilmeye başlandığını ifade etti. Sürdürülebilir kalkınma hamlesi ya da sanayileşme sonucunda doğadaki dengenin bozulmaya başladığına dikkat çeken Üstün, ticari amaçlı, doğada konuşlanan sanayi kuruluşlarının ham madde ve suya yakınlaşma adına ortaya koydukları çalışmalarla, doğaya kalıcı ve büyük zararlar verdiğini ileri sürdü.

Ekosistemin bir parçasına dokunulduğunda bu sisteme bağlı bütün her şeyin etkilendiğini belirten Üstün, ekosistemde insandan başka canlılar bulunduğunun unutulduğunu kaydetti. Hidro Elektrik Santraller (HES) ile suyun metalaşması ve derelerin satılmaya başlanmasını eleştiren Üstün, HES’ler doğanın dengesinin bozulmasına ve canlıların yaşam alanlarına müdahale edilmesine sebep olduğunu ifade etti.
Etkinliğe, Küçükdalyan Belediye Başkanı Fuat Altınel, Hatay Mimarlar Odası Başkanı Yaşar Coşkun, oda üyeleri ve öğrenciler katıldı

Mimarlık Haftası
Mimarlık Haftası

Mimarlar Haftası nedeniyle Mimarlar Odası Hatay Şubesi’nce Atatürk Anıtı’na çelenk koyma töreni düzenlendi.

Cumhuriyet Alanı’ndaki çelenk koyma törenine Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı M. Yaşar Coşkun ile yönetim kurulu üyeleri ve mimarlar katıldı.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün büstüne Başkan Coşkun tarafından çelenk konulup, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu.

Çelenk koyma töreninde konuşma yapan Mimarlar Odası Hatay Şubesi Başkanı M. Yaşar Coşkun, her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan ve bu yıl 3 Ekim’de kutladıkları Dünya Mimarlık Günü için “İnsan Hakkı Olarak Mimarlık” temasını belirlediklerini söyledi.

Evrensel bir meslek olan mimarlığın; insan hayatında nasıl bir fark yaratacağının göstergesi olduğunu belirten Başkan Coşkun, ”Bu amaçla Uluslararası Mimarlar Birliği tüm örgütlerin belirlenen tema çerçevesinde sergiler, konferanslar, tartışmalar ve mimarlar tarafından geliştirilen çeşitli mimari ve kentsel çözümleri içeren yerel ve ulusal projelerin sergilenmesi gibi faaliyetlerde bulunmaya çağırıyor.

Mimarlar Odası Hatay Şubesi olarak bu yıl da mimarlık mesleğini toplumla buluşturmayı hedeflediğimiz çeşitli etkinlikler planladık. Etkinliklerin ilki 3 Ekim pazartesi günü şube binamızda Beyza Üstün’ün “Kapitalizmin Kıskacında Doğa” başlığıyla HES’ler ve RES’ler hakkında bilgiler aktaracağı sunumuyla başlıyor. 5 Ekim Çarşamba günü “Hukuk Dışı Yapılar” adlı film gösterimi, 6 Ekim perşembe günü Cemalettin Tınaztepe İlköğretim Okulu öğrencilerinin “Çocuk ve Kent” konulu resim yarışması ödül töreni oda binamızda gerçekleştirilecek diğer etkinlikler. Avrupa Mimarlar Konseyi’nin kuruluşunun 20. yılı kapsamında hazırlanan “Avrupa’da Sürdürülebilir Mimarlık Sergisi” Avrupa’da 25 ülkeden 35 projeyi belirli alt başlıklar arasında bir araya getiren, sürdürülebilir mimarlığın temel ilkelerini somut örnekler üzerinden sunuyor. Sergi 12-21 Ekim tarihleri arasında şube binamızda izlenebilecektir.” şeklinde konuştu

Kent Kültür ve Demokrasi Forumu’nun sonuncusu İstanbul’da Gerçekleştirildi
Kent Kültür ve Demokrasi Forumu’nun sonuncusu İstanbul’da Gerçekleştirildi

Yaşanan krizler ortamında ülkemize özgü birikimin biraraya gelmesinin ve bu süreçte sivil demokratik kuruluşlar ve mimarlık, bilim, kültür ve sanat insanları ile birlikte değerlendirmeye ortam sağlanmasının amaçlandığı, dönemsel “kent, kültür, çevre, demokrasi ve mimarlık politika belgesi”nin oluşturulmasının hedeflendiği Mimarlar Odası tarafından düzenlenen forumun 4 kentlik buluşmalar dizisi, Sinop, Hatay ve Van’dan sonra İstanbul’da gerçekleşen buluşma ile sona erdi.

1-2 Ekim 2010 tarihlerinde Sinop’ta başlayan buluşmalar, 17-18 Aralık 2010 tarihlerinde Hatay (Antakya) ve 24-25 Haziran 2011’de Van’da devam etti. Göçlerle başlayan, imarsız gelişmeyle büyüyen, ayrıcalıklı imar alanlarıyla geleceği karartılan ve giderek herşeyin metalaştığı bir dünyada dönüşerek kendisi de meta haline gelen İstanbul, bugünü sorgulamak ve geleceğimizi yeniden düşünmek için el ele verilebilecek bir yer. Yani İstanbul, bugün yasama süreci atlanarak yapılan düzenlemelerle kamu yönetiminin yeniden yapılandırıldığı bu dönemde, alışagelinen herşeyin sorgulanabileceği bir kent. Bu sebeple Forum buluşmalarının son etabı 13-16 Ekim 2011 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirildi.

13 Ekim 2011 günü, forum buluşmaları öncesinde, Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi’nde bir grup heykeltıraşın, “hep kendine yontanlara” yanıt verdiği bir heykel performansı olan “kentine yontu” etkinliği ve sonrasında da Grup Gündoğarken dinletisi gerçekleştirildi.

 Etkinlikler dizisinin açış konuşmalarını İstanbul Büyükkent Şubesi Başkan Yardımcısı Sabri Orcan ve Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu yaptı.

14 Ekim 2011 Cuma günü İTÜ Maçka Kampüsü, Mustafa Kemal Amfisi’nde Deniz İncedayı (İstanbul Büyükkent Şubesi Başkanı) ve Eyüp Muhcu açış konuşmalarını gerçekleştirdi. Tematik sunuşu Forum Danışma Kurulu Üyesi olan Doğan Kuban yaptı. Kuban sunuşunda, kentin büyüme, teknolojinin gelişme hızından bahsederek, enerji tüketimi artışı bilimsel olarak ortaya konmuşken, yeterli kapasiteye sahip olmasına rağmen, ülkemizde gerekli üretimin yapılmadığını ve önlem alınmadığını belirtti. “Demokrasi”nin her birey için farklı anlam ifade ettiğini, bu sebeple de bu kavram adı altında her uygulamanın belli kılıflara sokularak yaptırılabildiğini vurguladı. Demokrasi yerine “düşünce özgürlüğü” ifadesinin kullanımının akıllarda netlik sağlayacağını söyledi. Türkiye’nin kendi geleceğini düşünmediğini, doğal felaketlere karşı gerekli önlemlerin alınmadığını, planlama yapılmadığını, İstanbul’un hızla artan kent nüfusu ile birlikte ilk felakette yok olmaya mahkum olduğunu belirterek “Kent günümüzde nedir? Kültür neyin kültürüdür?”  sorularını yöneltti, dünyayı düzenleyenin toplumlar olduğunun altını çizerek sözlerini tamamladı.

Ardından gerçekleştirilen İstanbul kent oturumu’nda Prof.Dr. Mehmet Özdoğan İstanbul’un 8000 yılı’nı “zaman ölçeğinde bir dünya kenti’nin geçmişi, sığ bir geçmişten zaman derinliğine” başlıklı sunuşunda değerlendirdi. Kentlerin tarihini yatay olarak değil bir kesit olarak okumak gerektiğini vurguladı. Toprakların katmanları arasından çıkan bulguların ancak doğru değerlendirilmesi sonucunda bilgi niteliğini kazanabileceğini belirtti. İstanbul’un geçmişinin öğrenilmesinin, o kenti diğer kentlerden ayıran unsurları anlamak açısından önemli olduğuna vurgu yapan Özdoğan, yapıların, mekânların ve arkeolojik katıntıların ise kentin geçmişinin somut verileri olarak okunması gerektiğini belirtti. Bu bağlamda son dönemde Yenikapı kazıları da olmak üzere, süreç boyunca, kentin gelişim aksları doğrultusunda, kültürel ve somut mirası kurtarma çalışmaları hakkında dinleyicileri bilgilendirdi.

Özdoğan’ın ardından söz alan Prof. Dr. İclal Dinçer  “Tarihi Alanların Korunmasında Yönetim Planlarının Etkinliği ile ilgili olarak UNESCO tarafından korunması gereken kültürel miras olarak tescil edilmesinin ardından geçen süreci paydaşlar ve katılımcılar vurgusu ile yeniden ele aldı. Sunuşunda, UNESCO toplantıları ve İstanbul Tarihi Alanların Korunmasında Yönetim Planlarının hazırlanması sürecine detaylı olarak yer vererek, bu noktada bu planların hazırlanması ve denetlenmesi sürecinde hazırlayan ve denetleyen erklerin yine belediyeler olduğunu, bu süreçte aktif yer alması gereken diğer paydaşların katılımlarının gerçekleştirilemediğini vurguladı.

Yıldız Uysal ise, İstanbul’u kent, planlama ve hukuk mücadelesi açısından değerlendirdi. demokrasi, planlama ve hukuk kavramlarının içinin boşaltıldığını söyledi. Daha önce yapılmadığı kadar çok planlama çalışmasının yapıldığını belirten Uysal, 1/100000 Uygulama İmar Planı ve 3. Köprü ile ilgili dava süreçleri, kararlar ve sonrasında yapılan yasalarda yapılan değişiklikleri kronolojik olarak dinleyicilerle paylaştı, kamu yararı ilkesi ile yargıya taşınan süreçlerin aşılması adına idareciler tarafından yapılan uygulamalardan örnekler verdi.

Prof. Dr. Aziz Konukman tarafından yönetilen İstanbul Bölge Oturumu’nun konuşmacıları, Y.Mimar Mücella Yapıcı, Prof. Dr. Beyza Üstün, Ekonomist-Yazar Mustafa Sönmez ve Yrd. Doç. Dr. Hakan Koçak’tı. Küresel politikalar bağlamında büyük kentlerdeki dönüşüm projelerinin ardındaki gerçeklikleri ortaya koyan konuşmasında Mücella Yapıcı, 17 Ağustos ve 12 Kasım 1999 depremleri sonrasında afetin de bir dönüşüm aracı olarak kullanılması ile deprem odaklı dönüşüm projelerinin niteliklerinden bahsetti. Doğanın insan eliyle dönüşümünden bahseden Beyza Üstün’ün ardından Mustafa Sönmez, İstanbul ve çevresinin sosyo-ekonomik dönüşümünden ve 2011 itibariyle Avrupa’da başlayan krizin ardından inşaat sektörünün öneminin arttığından söz etti.

Oktay Ekinci’nin yürütücülüğünde gerçekleştirilen ülke oturumunda ise, Murat Karayalçın ilk olarak söz aldı. Son dönemlerde yaşanan KHK’ların yalnızca meslek odalarına karşı değil diğer pek çok alandada iktidarın etkin ve tek yetkili olmak için düzenlemeler yaptığının vurgusunu yaptı. KHK’larla özerk kurumların tasfiye edilmesi ve işlevlerinin merkezi yönetimin elinde toparlanmasını, bağımsız denetim araçlarını işlevsizleştiren bir süreç olarak tanımlayan Karayalçın, bunun ilk uygulaması olarak inşaat sektöründe konut kooperatiflerinin payının azalması ve TOKİ’nin uygulamalarını örnek gösterdi. 644 sayılı KHK’nın belediyeleri ve meslek örgütlerini de aynı şekilde işlevsizleştireceğinin altını çizen Karayalçın, yerel yönetimlerin işlevlerinin merkezde toplandığı ve meslek odalarının yok edilmeye çalışıldığını söyledi. Karayalçın’ın ardından, Nezih Başgelen’in yerine arkeolog Prof.Dr. Mehmet Özdoğan söz aldı. “Kültürel Birikimin Korunmasına Toplu Bir Bakış” başlığı altında, İstanbul’da ve tüm Türkiye’de yer alan kültür varlıklarının envanterinin hala çıkarılamadığını, Türkiye topraklarında yer alan birikimlerimizin tam olarak bilinemediğini ve pek çoğunun ise yok olduğunu belirtti.  Kamusal alan ve Sanat” başlığı altında sunum yapan bir diğer konuşmacı ise Behiç Ak idi. Ak, kamusal alan tartışması ile başladığı sunuşunda İngilizcedeki “public” ifadesinin  “kamu” ifadesi ile örtüşmediğinin ve Türkiye’de “kamu” denilince “devlet”in anlaşıldığını belirtti, kamusal alandaki tahribattan bahsetti. Kamu kavramının devletle karıştırıldığından bahseden Ak, kamuya ait şeylerin de devletin malı gibi algılandığından söz etti. Kamunun özelleştirilmesinin demokratikleşme olarak sunulmasının yanlışlığından bahseden Behiç Ak, aslında kamu ihlali olan özelleştirmenin bu şekilde algılanmasının yaratacağı sorunlar üzerinde durdu. Bu noktada sanatında tıpkı “kamu” ya ait olanın el değiştirmesi gibi el değiştirdiğini ve sanatçıların bienallere mahkum edildiğini belirtti.  Ak’ın ardından söz alan Çağatay Keskinok, ise Yeni Yasal Düzenlemeler; Yasal Çerçeve, Kentsel Sorunlar ve Planlamalar konusuna değindi ve iktidarların karşılaştıkları direnişler karşısında sürekli yasal düzenlemeler yaparak çıkar yol bulduklarını ifade etti ve 2002-2007 arasında 900 yasa çıkarıldığını ve bunun pek çoğunun imar ve kentsel uygulamalar üzerinden olduğunu vurguladı.
 
İlk gün, oturumların ardından Kamusal Sanat Laboratuvarı’nın “en eski dokuma örneğinden” esinlenerek bir kent parçası yaratmasını esas alan heykel performansı ile son buldu. Gün içinde ise Homur Mizah Grubu’nun karikatürleri, katılımcılar tarafından Mustafa Kemal Amfi Fuayesi’nde izlenebiliyordu.
  15 Ekim 2011 Cumartesi günü, “kentimize sahip çıkmak için!” düzenlenen Kent, Kültür ve Demokrasi Forumu yürüyüşü ile başladı. Mimarlar ve sanatçılar, KHK süreçlerine ve kentsel yağmaya karşı Galatasaray Lisesi önünden AKM’ye yürüdüler. Kötü hava koşullarına rağmen oldukça yoğun bir katılımla gerçekleşen yürüyüşte, Mimarlar Odası Genel Başkanı Eyüp Muhcu KHK'lerle yetkileri elinden alınan belediyelere “sorumluluk alın” çağrısı yaptı.
Yürüyüşün ardından, 2 ayrı oturumda tüm forumların değerlendirmesi yapıldı. Yemek ve dinlenme arasından sonra ise Nâzım Oyuncuları ve Nâzım Kumpanya’dan “Martılar Ah Eder!”şiirli şarkılı gösterisi yapıldı. Kent, Kültür ve Demokrasi Forumu İstanbul Buluşması, bu etkileyici gösteriyle ve Nazım’ın şiirleriyle sona erdi.

                        
                        
XIII. Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri, 2012

Türkiye’de mimarlık mesleğini ve kültürünü geliştirme hedefiyle gündem yaratan ilk kurumsal girişim olan Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri Programı, Mimarlar Odası tarafından ilk kez 1988 yılında, Mimar Sinan’ın 400. ölüm yıldönümü anısına düzenlendi. Bugüne kadar gerçekleşen 12 dönemde, programa 1.671 eser katıldı ve öncü nitelikteki çalışmaları nedeniyle 105 eser ve 37 kişi / kuruluş çeşitli dallarda ödüllendirildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

Ulusal Mimarlık Sergisi ve Ödülleri, başarılı genç mimarların ortaya çıkmasına katkıda bulunduğu gibi, Türk mimarlarının yurtdışında tanıtımına da olanak sağlıyor. Türkiye’yi yurtdışında temsil etmek üzere Mimarlar Odası’ndan aday gösterilecek mimarlar ve eserler, ödül alanlar veya ödül adayı olanlar arasından seçiliyor: Uluslararası ödül programlarına katılım adayları ile çeşitli uluslararası sergileri oluşturan mimar ve eserler bu yolla belirleniyor. Böylelikle, yurtiçinde ve yurtdışında Türkiye mimarlığını başarıyla temsil eden eser ve mimarların farklı platformlarda tanınırlığı amaçlanıyor; mimarlık eserinin kamusallığının artırılması, mimarın hak ve sorumluluklarının tanınması ve mesleki pratiğin ayrıntılarının yaygınlaşması süreçleri destekleniyor.

Serginin ilk günü akşamı yapılan ödül töreninde, ödül alan eserler ve sahipleri tanıtılarak kendilerine plaket veriliyor; ödüllerin maddi karşılığı bulunmuyor. Sergiye katılan ve ödül alan tüm eserler ilk olarak Ankara’da sergileniyor. Sergi bir sonraki ödül dönemine kadar, oluşturulan program çerçevesinde yurtiçinde ve yurtdışında birçok kentte ve etkinliğe taşınarak yeniden açılıyor.

Sergiye katılan eser ve mimarlar, İngilizce ve Türkçe olarak hazırlanan Ulusal Mimarlık Ödülleri Katalogu ile ulusal ve uluslararası mimarlık kamuoyuna ulaştırılıyor. Katılımcılara ücretsiz olarak gönderilen katalog, UIA üyesi dünya ülkelerindeki meslek örgütleri kütüphanelerine, ulusal ve uluslararası mesleki dergilere, uluslararası üniversite, araştırma merkezi ve uzmanlık kütüphanelerine ulaştırılarak güncel ve modern Türkiye mimarlığındaki düşünsel buluşçuluğun ve estetik beğeninin tanıtımına, yaygınlaştırılmasına katkıda bulunuluyor.

Ödül alan eserler ve mimarlar aynı zamanda, 1988 yılından beri ödül alanların biraraya getirildiği Ulusal Mimarlık Ödülleri Retrospektifi Sergisi’ne ve kataloguna dâhil edilerek, bu sergi yurtiçi ve yurtdışında birçok kentte ve etkinlikte sergileniyor.

2010 yılında ödül alan yapılarla birlikte yeni bir uygulama başlatıldı. Ödül alan yapıların tescili için TC Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvuru yapılıyor ve süreci eserin müellifi ile birlikte takip ediliyor. Aynı zamanda, ödül alan yapılara, aldığı ödülün adının ve eser sahibinin isminin yer aldığı bilgi plaketi çakılıyor.

Dallar ve Kategoriler

Ulusal Mimarlık Ödülleri, iki ana başlık altında veriliyor: MİMAR SİNAN BÜYÜK ÖDÜLÜ ve BAŞARI ÖDÜLLERİ. Mimar Sinan Büyük Ödülü, tüm meslek hayatı boyunca verdiği eserleri ve mimarlığa geçen hizmetleri nedeniyle bir mimara veya ortak çalışan mimarlara veriliyor. Başarı Ödülleri ise dört kategoriye ayrılıyor: “MİMARLIĞA KATKI DALI”, “YAPI DALI”, “PROJE DALI”, “FİKİR SUNUMU DALI”. Yapı Dalı’nın kendi içinde “Yapı”, “Koruma-Yaşatma” ve “Çevre” olmak üzere alt kategorileri bulunuyor. Mimar Sinan Büyük Ödülü, Mimarlığa Katkı Dalı ve bu programa eş zamanlı olarak yürütülen Anma Programı için seçilecek kişi/kurum için aday gösterilebilirken (www.mo.org.tr/ulusalsergi adresindeki “Aday Gösterme” bölümü), diğer dallar için kişisel başvuru gerekiyor.

Katılım Koşulları

1. Sergiye, Mimarlar Odası’na kayıtlı her mimar, yanı sıra ilgili kamu kuruluşları, kurumlar, şirketler, üniversite öğrencileri ve araştırmacılar bireysel veya ekip olarak katılabilirler.

2. Şirket ya da kurum adına katılan çalışmalarda müellif(ler)in isminin panoda belirtilmesi zorunludur.

3. Yapı ve Proje dallarında katılabilmek için, müellif(ler)in Mimarlar Odası üyesi olması zorunludur.

4. Fikir Sunumu Dalı’nda sergiye katılmak için mimar olma zorunluluğu yoktur.

5. Sergiye, her dalda en fazla 4 ayrı eser ve her biri için en fazla 4 pano ile katılınabilir.

6. Sergiye katılan bir eser, aynı kategoride bir başka dönem tekrar katılamaz.

7. Sergiye katılacak eserler, Sekreterya’ya teslim edildikten sonra geri çekilemez; teslim edilen eserlerin katalogda yayımlanması kabul edilmiş sayılır.

8. Sergiye katılacak eser, Mimarlar Odası Onur Kurulu’nca verilmiş bir cezanın ve/veya

Mimarlar Odası tarafından kazanılmış aleyhte bir yargı kararının nesnesi olmamalıdır.

9. Ülkemizde ruhsat ve mesleki denetim uygulaması başladıktan sonra üretilen; ruhsatsız, Mimarlar Odası’nın mesleki denetim işleminden geçirilmeyen ve hakkında ÇED çekince raporu düzenlenen eserler, sergiye katılamazlar. Yapıya dönüşmemiş ve inşaat ruhsatı alınmamış eserler, müelliflik ve telif hakkı tescil işlemi yaptırılmış olması şartıyla Proje Dalı’nda katılabilirler. Kamu yapıları veya özel statüde üretilen yapıların Yapı Dalı’nda sergiye katılabilmesi için mesleki denetim işleminden geçmiş olması yeterlidir, ruhsat aranmaz.

10. Yapının tasarım ve uygulama projesini yapan müellifi farklı ise, aralarındaki mutabakatı gösteren yazılı bir belge ve panoda her iki müellifin isminin belirtilmesi ile Yapı Dalı’nda katılımda bulunabilirler.

11. Yurtdışında uygulanan yapı ve projelerin katılımı için 8. ve 9. maddeler geçerli değildir.

Katılım Belgeleri
KATILIM FORMU: Formdaki bilgiler eserin tanıtımında ve katalogda esas teşkil edeceği için, panodaki bilgiler ile tutarlı ve eksiksiz biçimde doldurulup imzalanarak gönderilir.
PANO: Panolar verilen format doğrultusunda hazırlanır. Format için ayrıca programın web sitesine bakılabilir. Sergiye katılmak için hazırlanan panolar (pano boyutu: 58×160 cm), BASKI alınmadan, DİJİTAL olarak, en az 150 dpi çözünürlükte, TIFF/JPEG/EPS belgesi biçiminde hazırlanarak, CD/DVD içerisine kaydedilerek gönderilir.
DOSYA: Sergiye gönderilen her eser için BASKI alınmadan, DİJİTAL olarak ayrı bir dosya hazırlanır. Dosya, katalogun yayıma hazırlanması için gerekli olan, sergiye sunulmuş panolardaki fotoğraf, imaj, çizim ve yazılı belgeleri içerir. Dosyaya daha ayrıntılı bilgi ve görsel belge eklenebilir. Bu belgelerin şu formatta hazırlanarak CD/DVD içerisine kaydedilmiş olması gereklidir:

- Fotoğraf, imaj ve çizim belgeleri TIFF/JPEG/EPS formatında;

- Çizim belgeleri CAD formatında (Autocad, Archicad vb.) ise, TIFF/JPEG/EPS formatına dönüştürülerek;

- Her bir görsel belge en az 15 cm. eninde, 300 dpi çözünürlükte;

- Yazılı belgeler Word programında (Türkçe ve İngilizce olarak)
KATILIM PAYI: Mimarlar Odası’nın aşağıda yer alan banka hesabına, konu olarak “2012 / 13. Ulusal Mimarlık Sergisi” ibaresi belirtilerek yatırılır:

Türkiye İş Bankası
Ankara Meşrutiyet Şubesi
TC İş Bankası’ndan yapılacak havalelerde havale masrafı ödenmeyecek olup
Şube Kodu: 4213
Hesap No: 0009319
IBAN: TR680006400000142130009319 hesap kullanılacaktır.

Diğer bankalardan yapılacak EFT’ler için ise:
Şube Kodu: 4213
Hesap No: 0666060
IBAN: TR490006400000142130666060 hesap kullanılacaktır.

Katılım Payı (pano başına): 200 TL

Takvim

9 Mart 2012 Son Katılım Tarihi: Katılım Formu + CD/DVD + Katılım Payı Makbuzu
29-30 Mart 2012 Jüri Toplantısı
13 Nisan 2012 Ödül Töreni (ODTÜ Kültür ve Kongre Merkezi, Ankara)
Sergi Açılışı (ODTÜ Mimarlık Fakültesi, Ankara)

Sergi Programı

13-28 Nisan 2012 ODTÜ Mimarlık Fakültesi, ANKARA
14 Mayıs-9 Haziran 2012 Mimarlar Odası İstanbul BK Şubesi Sergi Salonu, Karaköy, İSTANBUL
1-7 Ekim 2012 İZMİR

Seçici Kurul

Ercan AĞIRBAŞ
Zeynep AHUNBAY
Alişan ÇIRAKOĞLU
C. Abdi GÜZER
Ziya TANALI

Düzenleme Komitesi
N. Müge CENGİZKAN (Koordinatör), Serhat BAŞDOĞAN, A. Derin İNAN, İlker ÖZDEL

Bilgi ve İletişim
N. MÜGE CENGİZKAN
T: +90.312.417 37 27
F: +90.312.418 03 61
E: yayin@mo.org.tr
A: Mimarlar Odası Genel Merkezi
Konur Sokak, no: 4/2, Yenişehir, ANKARA

Ayrıntılı Bilgi: www.mo.org.tr/ulusalsergi

Çalışma Raporu